36 Saatlik Nöbetlere Farklı Açılardan Bir Bakış

Sağlık çalışanlarının uzun çalışma saatleri, sağlık sisteminin en büyük problemlerinden biridir. Uzun çalışma saatleri hata oranlarını %50 ila %300 arasında artırmakta(1) ve bu durum kamu sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. Aynı zamanda aşırı çalışma sağlık çalışanlarının psikolojik durumlarını da etkilemekte ve tükenmişlik sendromuna girmelerine de sebep olabilmektedir(2). Sağlık çalışanlarının uzun çalışma saatlerini düzenlemek adına farklı ülkelerde çeşitli önlemler alınsa(3) da ülkemizde bu konu hâlâ önemli bir sorun teşkil etmektedir.

36 saat nöbet nedir, bu nöbeti kimler tutar, çalışan psikolojisini nasıl etkiler?.. Bu soruların yanıtları için hekimlik yolunun farklı duraklarındaki insanlarla konuşarak farklı bakış açılarını görebileceğimizi düşündük. Hocalarımız Prof. Dr . Cem Oktay ve Prof Dr. Necmiye Hadimoğlu, , intörn doktor  Elif Sude Topallı ve stajyer arkadaşımız Ergül Can Babalık röportaj serimizde bizimle 36 saatlik nöbetler hakkında konuştu.

 Prof. Dr. Cem Oktay ile yaptığımız röportajdan;

1.Soru: Bir sağlık profesyoneli ve eğitimci olarak 36 saatlik nöbetler hakkındaki genel düşünceleriniz nelerdir sizin bu konu hakkındaki fikirlerinizi alabilir miyiz?

–Öncelikle 36 saatlik nöbetlerin tutulmaması gerektiğini düşünüyorum. 36 saatlik nöbetler çalışan için kabul edilebilir çalışma saati değildir. Nöbet eğitimin bir parçası olsa bile ve hizmetin bir parçası olsa bile nöbet sonrası mutlaka izinlerin kullandırılması gerekmektedir. Tabii nöbetlerde dinlenme şansı olabilen bazı bölümler vardır. Hastanede kalmakla birlikte nöbet sırasında dinlenme olasılığı bazı branşlara göre çok daha fazladır ama onların da nöbet sonrası izin kullanması gerekir nöbetteki dinlenme şartlarını kaldırılması gerekir yani aktif çalışması gerekir mutlaka nöbet sonrası izin kullanmaları gerekir.

2.Soru: Hocam kendi intörnlük veya asistanlık döneminizde 36 saatlik nöbet tuttunuz mu eğer 36 saatlik nöbet tuttuysanız bizimle deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

–Şimdi ben acil tıp uzmanıyım. Acil tıp asistanlığı dönemimde acil serviste 36 saat nöbet tutmadım. 24 saatlik de nöbet tutmadım asistanlık döneminde. Amerikalı bir eğitici ile beraber çalışıyorduk. Yurt dışında olduğu gibi bizim nöbet saatlerimiz günü 2’ye bölecek şekilde vardiyalar şeklindeydi. Yasalar gereği bazen 8 saat 16 saat ,12 saat 12 saat ama daha sonradan daha ideal bir rakam olarak gündüz 10 saat akşam da 14 saat olacak şekilde acil serviste nöbetler tutuyorduk. Bizim anabilim dalımızda da asistanlarımız halen bu şekilde çalışır. Sabah nöbeti biten izinlidir nöbet sonrası izin kullanır çünkü gece acil serviste hiçbir şekilde dinlenme şansınız yoktur. Sürekli 24 saat hasta akışının olduğu bir branştır. Uzman olduğumda kısa bir dönem ihtisas yaptığım hastanede 24 saatlik nöbetler tuttuk. Sabah sekizden ertesi sabah 8’e kadar. Ertesi sabah izin yapıyorduk ama burada da hiçbir dinlenme olasılığınız olmadığı için aktif çalışıyorsanız eğer gece 3 4 5’ten sonra dayanacak haliniz kalmıyor. Yani bu da kabul edilebilir bir şey değil uzun süre. Rotasyonlarda 36 saatlik nöbetler tuttum 36’dan daha uzun da çalışmak zorunda kaldım 48’i bulan yani acilde çalışıp rotasyona gidip ertesi gün devam edip ertesi gün tekrar nöbet tuttum ama bunlar da iyi deneyimler değil. Nöbette dinlenme fırsatınız olabiliyor nöbette uyuyabiliyor asistanlar ama bu uyuduğu zaman oradaki servisteki bakım ister istemez aksıyor anlamına gelir o yüzden nöbetlerin uyanık ve kişilerin de vardiya usulü çalışıp nöbet sonrası izinli sayılması en doğrusu

–Yani bu motivasyonu da düşürüyor mutlaka değil mi hocam?

–Hem motivasyonu düşürüyor hem çalışma verimini düşürüyor hem hasta bakımını düşürüyor birçok şeyi etkiliyor.

3.Soru: Hasta haklarından bahsetmişken hastalardan bahsetmişken bu nöbetleri hasta hakları ve deontoloji açısından nasıl değerlendirirsiniz?

–Yanlış hatırlamıyorsam 1984 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde acilde 36 saatlik nöbet tutan bir kişi sabaha karşı bir trafik kazasından gelen hastaya müdahale ediyor ve hasta ölüyor. Daha sonra mahkemeye veriyorlar. O davada ölen senatörün kızı ve daha sonra mahkeme karar veriyor ‘Amerika’da hekimler 13 saatten daha uzun süre çalışmamalıdır’ diye. Bütün ihtisaslarda bütün çalışma saatleri böyle yapılır. Bu hasta hakları açısından hastaya verilen bakımın kalitesi açısından önemlidir o yüzden de hasta haklarının ihlali bile sayılabilir uzun süreli yorgun nöbet tutmak. Deontolojik açıdan yani tıbbi deontoloji açısından hekimlerin de mümkün olduğunca bunu zorlamaması gerekir. Koşulları oluşturup nöbet koşullarını, hekim sayısını, verilen hizmeti sınırlandırarak ya da kontrol altına alarak en doğru hizmeti sunmak için hekimlerin ve buradaki meslek örgütlerinin de çaba harcaması gerekir.

4.Soru: Sizce nöbetler zorunluluktan dolayı mı yani iş yükünden dolayı mı yoksa eğitimin bir parçası olarak görüldüğü için mi tutuluyor?

–Her ikisi de doğru. Zorunluluktan da tutuluyor çünkü birilerinin gece 24 saat hizmet sürdürmesi gerekiyor. Sayı az olduğu için ertesi günü izin verirseniz bu sefer gündüz işlerini yapamayacağınızdan bu biraz zorunluluktan yapılıyor o yüzden hekim işgücünün iyi analiz edilmesi ona göre hizmetin sunulması gerekiyor. Eğitimin de bir parçası olarak görülüyor nöbetler. Nöbete kaldığında orayı da görmesi gerekiyor ama eğitim dediğin şey eğiticiyle birlikte olan bir şeydir. Eğiticinin kalmadığı koşulda kendi ancak daha kıdemlisinden eğitim alabilir kişi. Telefonda icap yöntemi ile ya da uzaktan danışmadan kendi karar vermesi bir eğitim sayılmaz. Eğitimi organize etmekse eğer o zaman mutlaka 24 saat bir eğiticinin de oradaki eğitilen ile birlikte nöbet tutması gerekir. Dünyada da böyledir yine Amerika Birleşik Devletleri’nde anabilim dalı başkanları ayda en az bir tane gece nöbeti tutup sistemi görmesi gerekir.

5.Soru: Son olarak bahsettiniz aslında birçok şeyden ama bahsettiğiniz şeyler dışında sizce sağlık sistemimizde bu konuyla alakalı ne gibi iyileştirmeler yapılabilir?

–Şimdi sağlık sistemimizde çok şeyin değişmesi gerekir ki bu sistemin de düzelmesi lazım. Örneğin basamak sistemimizin olmaması ciddi bir sorundur herkes 3. basamağa rahatlıkla gelebilmektedir 2. basamak hastane sayımız oldukça azalmıştır 1. basamak sağlık sistemi de yeterince iyi hizmet vermemektedir. Artı insanlar çok fazla sayıda hastane başvurusu yapmaktadırlar diğer ülkelere kıyasla. Kişi başına düşen hastane başvurusu çok yüksektir. Biz bunu acil servislerde çok rahatlıkla görmekteyiz çünkü dünyada nüfusunun en az iki katı kadar başvuran hasta sayısı yoktur. Dünyada başka bir ülkede yarıya çıktığında bile ülkede acil başvurularının çok arttığından bahsederler ama bizde acil servisler ayaktan hasta polikliniklerine dönmüştür. Ki bizim kliniğimiz tam böyle değil triyaj uyguladığımız için hasta sayımız çok fazla olmuyor ama kötü hasta sayımız kritik hasta sayımız ve yatış oranımız diğerlerine göre çok daha yüksek. Ne yapmak gerekir 1. basamağı iyileştirmemiz gerekir. 1. basamağı iyileştirirken 1. basamaktaki hasta-hekim oranını da düzeltmeniz gerekir. Basamak sistemini koymamız gerekir ikinci basamak hastaneleri çoğaltmamız gerekir. 3. basamak hastaneleri Eğitim ve Araştırma hastaneleri modelinde çalıştırmanız gerekir. Eğitimi yaparken de artı çalışılırken de iş gücü hesaplaması ile birlikte herkesin uygun hasta bakacağı düzenin getirilmesi gerekir. 5 dakikada bir hasta bakmaya zorlanılan bir sistemde bu hem hasta hakları ihlalidir hem de hekimler için eziyettir. İşini düzgün yapmasına engellemektir. Bunların hepsinin sağlık sisteminde oturulup baştan aşağı bir reformla düzeltilmesi gerekir. Teşekkür ederim.

Prof Dr. Necmiye Hadimoğlu ile yaptığımız röportajdan;

  1. Soru:Bir sağlık profesyoneli ve eğitimci olarak 36 saatlik nöbetler hakkındaki genel düşünceleriniz nelerdir?

Aslında yasal olarak 36 saatlik bir nöbet uygulaması söz konusu değil.Şöyle ki normalde 72 saatlik aralarla nöbetlerin tutulması gerekiyor ve 24 saat boyunca nöbet tutuyor asistanlar.Ertesi gün mesai yaptıkları için 24 artı 8 saat toplamında 32 saat civarında bir süre oluyor.Tabi 24 saatlik nöbetlerin arkasından normal mesai içinde çalışmaları bu arkadaşlarımızın verimlerinin düşmesine sebep oluyor.Yani bu kaçınılmaz bir son.Fakat birtakım sağlık uygulamalarıyla ilgili sıkıntılardan dolayı bunu tercih ediyor insanlar.Normalde asistanların izin kullanma hakkı var 24 saatlik nöbet sonrasında.Fakat bu izni kullandıkları zaman nöbet ücreti alamıyorlar.Artı olarak eğitimleri ve rotasyonlarıyla ilgili eksiklikler oluyor. O nedenle kendilerinin de tercihi olmuyor ertesi gün nöbet sonrasında devam etmek.Bazı kliniklerde de şöyle oluyor asistan sayısının yetersizliğinden dolayı gönderilme şansı olamıyor bu kişilerin.Yani sorunların sebeplerini sıralamaya çalışıyorum.Zorunlu olarak asistanlar nöbet sonrası mesaiye kalıyorlar. 

Hocam,öğrenciler bakımından da motivasyon düşürücü bir şey olduğunu gözlemliyorsunuzdur mutlaka.

-Öğrenciler bakımından derken internlerin nöbet tutmasından sonrasını mı diyorsunuz?

-Evet.

Yani açıkçası bir gözlemim yok bu konuda.Çünkü bizim bölümümüzde nöbet tutan  intern yok.Ama internlerin ertesi günü çalışıp çalışmaması hakkında da bir bilgim yoktu.Çünkü onlar ücret de almıyorlar nöbet sonrasında gitmeleri gerekir aslında.Fakat ertesi gün derslerine devam zorunlulukları gibi şeyler olduğu için gidemiyorlardır..Ertesi gün girdikleri derslerden ve pratiklerden de bir verim alamayacaklarını düşünüyorum açıkçası.Çünkü onlar için hazırlanmış bir oda,dinlenme alanları yok maalesef çoğu bölümde internler için.Bu tabii ki olumsuz bir şey.

  1. Soru:Kendi intörnlük veya asistanlık döneminizde 36 saatlik nöbet tuttunuz mu?Eğer 36 saatlik nöbet tuttuysanız bizimle deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

Evet.Çok tuttum.Şimdi ben öğrenciliğimden başlayayım. Öğrenclimizde de intörrnken biz de nöbet tutuyorduk, servislerde kalıyorduk. Gerçekten ayakta geçiriyorduk bütün nöbetleri bir işimiz olmasa bile. Çünkü o zaman da bize ayrılmış dinlenme alanları yoktu. Ertesi gün de stajımıza devam zorunluluğumuz vardı. Çok yorgun bir şekilde akşama kadar çalışmak zorunda kalıyorduk. Bu tabii ki verimi büyük oranda etkileyen bir şey tartışmasız. Asistanlık dönemimde de gün aşırı nöbet tuttum. 36 saatin üstünde çalıştığım da oldu hatta. Çünkü asistan sayıları eskiden çok daha azdı. Daha sonra uzmanlık dönemimde de öğretim üyesi olduğum dönemde de yaşadım. Çünkü ben transplantasyonda çalışıyorum. Kadavradan organ nakli yapıldığı  zaman mesela geceden organ nakline geliyorsunuz, ertesi gün çalışıyorsunuz bir sonraki gün yine bir kadavra çıkıyor. O gün de ertesi güne kadar çalıştığım oldu benim meslek hayatım boyunca şahsen. Bu da çok az bir sayıdaydı.Yani bu üçtür beştir. Ama 36 saat civarında çok fazla kalmışımdır. Yani bu tabi ertesi gün yaptığınız işlerin verimini düşüren bir şey. Uykusuzluk insanın dikkatini dağıtan bir şey bu son olanlardan sonra da biliyorsunuz.Araba kullanırken reflekslerinizin yavaşlaması gibi bir sürü komplikasyon oluşabilir. Bunları ben de fazlaca yaşadım meslek hayatımda.

  1. Soru:Bu nöbetleri hasta hakları ve deontoloji açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Ben kendi deneyimimi söyleyeyim.Ertesi gün çalışma alanımda hiçbir hastaya bu nedenle eksik bir şey yapmadım.Öyle olduğumu hissettiğim zamanda mutlaka bir üst gözetimimde olan bir uzmanımı veya asistanımı devreye sokmuşumdur.Onu hissedersiniz çünkü bu durumum bana problem çıkarabilir diye.Böyle bir şey yaşamadım.Ama insanız yani robot değiliz olabilir de. Olabiliyordur da hatta şu anda. Şimdi 24 saat nöbet tutan bir kişi nöbetin 20. saatinde de çok yorgun ve uykusuz olabilir.Bu yasal saatler içerisindedir ama o saatlerde de hata yapma riski olur uykusuzluktan dolayı.Bu bizim mesleğimizin bir gereği.Bu insanın sorumluluklarıyla ilgili bir durum.Ya devreye birisini sokacaksınız ya da gücünüzü sonuna kadar kullanacaksınız.

  1. Soru:Peki bu nöbetler zorunluluktan dolayı mı iş yükü vs. yoksa eğitimin bir parçası olarak görüldüğünden mi tutuluyor sizce?

İkisi birden.Çünkü burada acil hizmetler gece devam ediyor.Hastaneler,tatil yılbaşı,bayram dinlemeden çalışan kurumlar.Bu bir zorunluluk.Acil hastalara bakılması lazım.Bu insanlara hizmet verilmesi lazım.Birincisi bu.İkincisi de gelen acil hastalarla ilgili eğitim alınması için de eğitimin bir parçası.Mesela travma hastasını genelde acil nöbetlerinde alırsınız ve bu hastaların anestezi yönetimini(anestezi açısından söylüyorum)nöbetlerde öğrenirsiniz.Yani eğitimin de bir parçasıdır aynı zamanda.

  1. Soru: Son olarak sizce sağlık sistemimizde 36 saatlik nöbetlerle alakalı ne gibi iyileştirmeler yapılabilir?

Dediğim gibi 36 saatlik nöbet uyguaması diye bir şey yok aslında.Siz 24 saat nöbet tutuyorsunuz, bu ertesi gün çalıştırılıp çalıştırılmamayla ilgili bir durum.Bence 24 saat nöbet tutmuş bir insanın sabah mesaiye devam etmemesi lazım.Ama insanlar şu an neden çalışıyolar?Nöbet ücretlerini alabilmek için.Mesaisini de tamamlayıp onu para olarak almak istiyorlar.Bu ekonomik şartlarda da hak veriyorum ben insanlara.Ama bunun kalkması lazım.Yani insanlar tuttukları nöbetin karşılığını almalılar.Ertesi gün de dinlenmek için izinli olmalılar diye düşünüyorum.

İntern Elif Sude Topallı yaptığımız röportaj;

1. Soru: Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

Ben Elif Sude Topallı . Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. Sınıf öğrencisiyim.

2.Soru :İlk nöbet deneyiminiz hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

Ben pediatri stajında başlamıştım. Orada da hematoloji onkoloji servisine verilmiştim. İlk Nöbet günüm  internlüğümün ilk günündeydi. Pazartesi başlamıştık. Pazartesi gittiğimde zaten ilk gün olması dolayısıyla çok gergin oluyorsun. İnternliği , sistemi, kimlerle çalışacağını bilmiyorsun gerçekten.Asistan hekim çok önemli internler için. Öğretme kaygısı olan insanlarla çalışmak çok önemli. Ben bu konuda çok şanslıydım. İlk gün stresi ve il nöbetin stresi üst üste binmişti. İşi bilmiyorsun. Biraz bilsen  kolaylıkla yapacağın işi zor yapıyorsun. Nöbete kaldığında da  akıl danışabileceğin, yardım alabileceğin insan sayısı daha az. Bizde pediatri, dahiliye, kadın doğum stajları 36 saatlik nöbet usulüyle çalışır. 2. Güne geçtiğimizde fark ettim ki ilk günkü enerji kalmıyor tabi ki odak süren azalıyor, dikkatsizliğin artıyor, bir şeyleri unutman artıyor. Yani hep duyarız ya 36 saat diye , Ertesi günü performasını çok düşüren bir şey.

3. Soru:36 saatlik nöbet tutmanız sizi nasıl etkiledi?

36 Saat dediğim gibi dikkat süreni enerjini çok alıyor. Bazı 36 saatler oluyor. Bizim fakülte internlik bakımından yoğundur  bazı servisler özellikle daha da yoğundur. Öyle nöbetler oluyor ki 36 saat boyunca burnunu dışarı çıkaramadığın nöbetler oluyor. En ufak hava olman mümkün olmuyor kapalı serviste zaten toplu ortamda yatıyorsun. COVID var. O ilk hava almaya  çıktığımızdaki hissi ben çok garipsemiştim. Arba neredeydi, şu neredeydi… Gerçekten beynin durma noktasına geliyor. Öyle etkilemişti beni. Bir de 1. Saat mutlu oluyorsun. Ben gerçekten hastanede olmayı seven bir insanımdır, enerjiğimdir. İl gün oradan olmaktan  ne kadar mutlu oluyorsan 2. Gün o kadar orada olmaktan mutsuzluk duyuyorsun. İşimden, meslekten aldığım zevki çok azaltmıştı. Zaten Dikkatsizlik bunlar belli problemler. Tabi internlikte aldığın sorumluluk o kadar büyük olmuyor. Ama ileriye dair şu an bu asistanın yaptığını ben de yapabilirdim, nasıl oluyor, dikkat etmek çok zor oluyor diye kaygılarım artmıştı onu hatırlıyorum

4. Soru: 36 saatlik nöbet tuttuysanız bu nöbet mesleğe karşı bakış açınızı nasıl etkiledi?

Mesleğe karşı bakış açımı şöyle etkiledi. Ben kaç yıldır kardiyoloji istiyordum. Meslekte aktif olmak istediğimiz, çok oturup, aile hekimliği gibi biraz daha durağan bir yaşam istemiyordum açıkçası. 36 saatlik nöbeti tuttuğumda fark ettim ki zaten kardiyoloji, cerrahi gibi aldığın risk branşın tabiatından dolayı çok yüksek. Bir de böyle 36 saatlik şartlarda çalışıyorsun. Zaten doktora sağlıkçıya şiddet gibi problemlerin olduğu bir ülkede aldığın risk çok fazla. Bir de çalışma şartlarından dolayı hata yapma riskin çok arttığı için o riski almak istemediğimiz fark ettim. Son yılda kardiyoloji fikrim değişti. Bu yönden etkiledi beni. -Tabi tıbbıb her alanında risk var ama-Hiçbir meslek grubu 36 saat çalışmamalı. İnsan hayatının senin elinde olduğu bir alanda, sağlıkçıdan aldığın verimin maksimum olması lazım. Hiçbirimiz robot değiliz . En dayanıklıyım diyen insan da 36 saatin sonunda etkileniyor. O yüzden dediğim gibi meseleğe bakış açımı bu yönden etkiledi

Stajyer Ergül Can Babalık ile yaptığımız röportaj;

1. Soru:Kendiniz kısaca tanıtabilir misiniz?

Merhabalar ben Ergül Can Babalık. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. Sınıf  öğrencisiyim. Daha önce 1 yıl boyunca EMSA Akdeniz’de lokal koordinatörlük görevini üstlendim. Geçtiğimiz yıl da yani 2020-2021 yılında da EMSA  Türkiye Genel Sekreteri olarak görev aldım.

2.Soru: 36 saatlik nöbetler konusunda bir bilginiz ya da fikriniz var mı?

36 saatlik nöbetler konusunda bilgim ya da fikrim var. Şu anda stajyer doktor olarak öğrenimimi sürdürmekteyim. Bu süreç içerisinde çok farklı ana bilim dalları tıbbın çok farklı alanlarıyla birlikte çalışma fırsatımız oluyor. Farklı farklı stajlarda farklı farklı bölümlerde öğrenim görüyoruz. Bu süreç içinde sık sık asistanlarla da bir araya geliyoruz ınlarla da konuşuyoruz ve durumdan haberdarız hatta zaman zaman tecrübe etme fırsatımız da oluyor.

36 saatlik nöbette doktorlar veya asistanlar bir gün mesaiye başlarlar 24 saat boyunca çalışmaya devam ederler ardından da bir sonraki günün mesaisini tamamlayıp bu şekilde hastaneden ayrılırlar. 36 saatlik nöbetler bu şekilde olmakta

3.Soru: 36 saatlik nöbet tutma durumu sizi kaygılandırıyor mu, eğitimdeki motivasyonunuzu nasıl etkiliyor?

Bu 36 saatlik nöbet tutma durumu elbette beni de kaygılandırıyor. Açıkçası ilerleyen süreçte umutsuzluğa ve karamsarlığa itiyor bizleri. 5. Sınıf öğrencileri stajyer doktorlar olarak. Bu dönemde hepimiz TUS çalışmaya gayret gösteriyoruz. Süreç ilerledikçe ve asistanlık sürecimiz yaklaştıkça hepimiz istediğimiz bir bölümü kazansak istediğimiz puanı alsak istediğimiz asistanlığa gitsek bile çalışma şartları öyle ağır olacak ki asla şu anki halimizden daha mutlu olamayacağız hissine kapılıyoruz.

Bu da demek oluyor ki şu anki bulunduğum durumdan çok daha zor çok daha yorucu gerçekten yıpratıcı bir sürece geçiş için çalışmam gerekiyor. Bu da açıkçası yeni şeyler öğrenmek ya da gelecek konusunda motive etmek bir yana dursun oldukça umut kırıcı ve kaygılandırıcı etmen oluyor.36 saatlik nöbet tutma durumu  kesinlikle eğitimdeki  motivasyonumu ve çalışma arzumu kötü yönde etkiliyor.

4. Soru:Bir öğrenci olarak siz bu nöbetleri öğrenimin bir parçası olarak mı yoksa bir zorunluluk olarak mı görüyorsunuz?

Bir öğrenci olarak benim gözlemim elbette hastanelerde nöbet olmalı elbette 24 saat boyunca sağlık hizmetinin devam edebilmesi adına özellikle acil vakalarda gerekli müdahalelerin yapılabilmesi adına nöbetler olmalı fakat bu çok daha iyi planlanmalı ve kesinlikle insanı şartlarda gerçekleşmeli. Örnek vermek gerekirse 36 saatlik nöbetin ardından izin kullanmak bir zorunluluk olmalı bir hak zaten olmalı hasta hakları hastanın daha iyi hizmet alabilmesi açısından. Bunun yanı sıra personelin fazlaca iş yükünü sırtına yüklemektense sağlık sisteminde daha iyi sevk sistemini hayata geçirerek birçok gereksiz ya da çok daha kolay çözülecek sağlık problemlerinin birinci basamak hastanelerde mesai saatleri içinde çözülerek nöbet yükü hafifletilebilir. Bu şekilde 36 saatlik nöbetler çok daha mantıklı hale gelebilir diye düşünüyorum. Kısacası 36 saatlik nöbet zorunluluk olmak bir yana dursun kesinlikle bir insan hakları ihlalidir hem hastanın daha kötü hizmet almasına hem de sağlık hizmeti alan sağlık personellerinin kesinlikle insan hakları dışında neredeyse köle şeklinde çalıştırılmasıdır.

Yazarlar: Altan Berdan BOZDOĞAN, Ecenur AYDOĞMUŞ, Merve KARAKOÇ, Mona BAHOUR, Zeynep Sude TOPALLI, EMSA Akdeniz

 

KAYNAKÇA:

McDonald, F. (2008). Working to death: The regulation of working hours in health care. Law & Policy, 30(1), 108-140.

Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Understanding the burnout experience: recent research and its implications for psychiatry. World psychiatry, 15(2), 103-111.

Anzai, T., Yamauchi, T., Ozawa, M., & Takahashi, K. (2021). A Generalized Structural Equation Model Approach to Long Working Hours and Near-Misses among Healthcare Professionals in Japan. International journal of environmental research and public health, 18(13), 7154.

KAPAT